|
Cumartesi, 08 Mart 2008 |
|
Sevgili dostlarım,
Yapmakta
olduğum ve sitemiz aracılığı ile sizlerle de paylaştığım; yeri
geldiğinde çok büyük keyifler, yeri geldiğinde ise ağır sorumluluklar
getiren işimi sizlere detaylı olarak anlatmak istiyorum.
İlk başta
belirtmem gereken çok kritik bir nokta var: ben cinci veya büyücü
değilim. Gözünüzde, bir tarafında cinleri oturan, diğer bir taraftan da
büyü karışımlarını hazırladığı kazanını kaynatan bir masal kahramanı
olarak canlanmak istemem.
Ben,
sahip olduğum yeteneği, aldığım eğitimler ile birleştirip, araç olarak
da ses tınısını, tarot kartlarını ve Pozitif Enerjimin desteği ile
çalışan bir "Yaşam Danışmanı" yım.
Yapmakta olduğum danışmanlık, insanların hayatları ve hayattaki seçimleri ile ilgili olduğu için "Güven"
esas noktayı oluşturuyor. Çünkü, son dönemlerde sadece ticari amaç
uğruna; tarot falı, aşk tarotu, aşıklar tarotu, iş tarotu, kariyer
tarotu, öğrenci tarotu, zen tarotu, mevlana tarotu, çakra tarotu,
çingene tarotu, peri tarotu ve bunun gibi isimler altında gelecek
tahminleri yapmaya çalışan, hiçbir yeteneği ve bilgisi olmayanlar
kişiler ve programlar türedi. Ama sizler doğruyu ve yanlışı çok iyi
ayırarak, 12 yıldır beni destekliyorsunuz. Bu güven ve desteği
karşılıklı olarak paylaşmakta ve büyütmekteyiz.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 25 Haziran 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
MİSTİZMİN VATANI TİBET' TEN ÖĞRETİLER, İNANÇLAR |
|
Salı, 19 Şubat 2008 |
|
Ben dünyanın 6 kez battığını anlatan bir öğreti ile eğitildim. Aslında mantığım bunu kabul ettiği için de ikna oldum. Bu düşünce ve inanışla yola çıktığımız zaman, yaşadığımız dünyadaki keşif, icat ve tüm buluşların, aslında daha önce var olup da batan dünyalarda yaşayan enkarne olmuş ruhların birikimleriyle yeniden doğduğunu anlayabiliyoruz. Edisonlar, Graham Beller, pastörler Markopololar da bu reenkarnasyondan geçip, birikimlerini yeni dünya ile paylaşıyorlar. İnsan oğlu dünya üzerinde yaşanırlığı kirletip katletmeye başarınca da dünya yok oluyor. Belki en iyi bilinen örnek, Nuh tufanı. Mısır' da teknoloji, ilim ve bilim son noktasına ulaşınca (O piramitlerin teknik açıklaması bence uzaylılar değil, bizden önceki dünyanın gelişmişleridir.) insanlarda tatminsizlik, çekememezlik ve tüm kötülükler baş edilemez bir hal almış. Sonrası da malum, Nuh tufanı. Dünyanın sanki yavaş yavaş o sürece doğru gittiğinin farkında mısınız?
İşte şimdi, Buda öğretisini en iyi inceleyen Tibet eğitimlerinde denir ki;
- İnançlarınızı yerine getiriniz.
- Anne ve babanıza saygılı davranınız.
- Doğru ve dürüst kişlere saygı duyunuz.
- Ülkenize yararlı olunuz.
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 09 Mart 2009 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
AŞIK OLMAK: GECEYE İNAT, YILDIZ YAKMAK YADA, GÜNEŞİ UNUTUP BULUTLANMAK |
|
Pazartesi, 18 Şubat 2008 |
|
Aşık olmak!
Bunları bize sık sık yaptıran duygu. Aşk nedir dostlarım? Kim bugüne kadar ne
olduğunu anlatabildi ya da kim anladı acaba? Aslında ölüm gibidir aşk. Hani
herkesin kapısını bir kez mutlaka çalar. Ya da akıllanmayanlarımızı bir kaç kez
yakalar, silkeler, sarsar ve çok ağır yaralar. Geçince unutanlar, bunu her
defasında tekrar yaşar. Hangimiz bir aşkın süründüren perişanlığını yaşamadık?
Aşk ağır
sorumluluklar taşır aslında; sanatı taşıyan ve doğuran aşktır. Yaşama sevinci
olur kısa zamanlarda ya da bir ömrün kabusu olarak kalır yaşamda. Sizinle en
ütopik aşkımı paylaşmak istiyorum. İstanbul' da, hani şimdi yeni köprünün
doğmak için katledeceği Rumeli Feneri var ya, ben sık sık orada soluk alır, dinlenir
ve demlenirim. Yine böyle bir gezide, hayatımda gördüğüm en güzel tekneye aşık
oldum. Simsiyahtı gece gibi, içi gün yüzünde beyaz güzelliği akıl almazdı. Her gün
görmeye gittiğim, gördükçe bağlandığım bir tutkum oldu siyah balıkçı teknesi. Her
gece sayfalar dolusu yazdım aşkımı. Bir gün gitiiğimde yoktu, satılmış ve başka
bir şehire gitmiş. Uzun süre gidemedim Rumeli Feneri' ne. Ama şimdi her
gittiğimde o hayal orada benimle. Ve ben hiç bir şekilde deniz taşıtlarına
binemem ya da düzeltelim binemezdim. Şimdi belki de onu yaşamak ya da
bulabilmek umudumla çok kolay ve rahat binebiliyorum deniz taşıtlarına.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 25 Haziran 2008 )
|
|
|
SEVGİLERE SAFARİ DÜZENLEDİM |
|
Cumartesi, 16 Şubat 2008 |
|
Sevgili
dostlarım, 14 Şubat sevgililer günüydü. Hani şu bir güne sığdırmak için
kıvrılıp bükülen sevgiler ve sevgililer. Sanki 15 Şubat' ta ya da 10 Temmuz' da
yaşanmayacak, illaki de 14 Şubat' ta hatırlanacak, o gün anlaşılacak ve
anlatılacak bir sevgililer günü daha geçti (Biz sitemizde devam ettiriyoruz.).
Ben diyorum ki haydi gelin, biz de bu gün sevgi avlamanın yollarını arayalım ve
avladığımız sevgileri de öyle kısıtlı zamanlara sığdırmak için kırıp
bükmeyelim.
Çoğumuz son derece yoğun tempolarda çalışıyoruz ve hepimizin
farklı dinlenme yolları var. Mesela ben bir oyun sitesinde atıyorum günün
yorgunluğunu. Bunu yaparken çok şeyler bulabileceğimi sanmayarak, sadece bir şeyleri
atmak ve dağıtmaktı amacım. Ama son 6 aydır o sanal alemde öyle gerçekler
yaşadım ki bunları sizinle paylaşmak istedim.
Önce farkında olamadığımız bir
seçicilikle bir gurup oluşturduk. Eco' yu tanıdım, o bana vector' u,
matrix' i, monoyo' yu ve_ben' i tanıştırdı. Yavaş yavaş geceler daha renklenmeye
başladı. Çok güzel sohbetler, paylaşımlar derken, ben küçük bir sağlık sorunu
yaşadım. Sanaldaki arkadaşlarım sanki 40 yıldır yaşamlarıda varmışım gibi yanımda
olmaya çalıştılar. Sevgi taşlarını, saygı çimentosu ile örmeye başladık. vector,
10 yıl sonra eline şişleri alıp bana atkı ördü ve bu da başka bir
katı oldu sevgimizin. Benim sitem açıldı hepsi yanımda oldu.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 25 Haziran 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|